Doktor-Reiki
  para psikoloji
 
PSİ ARAŞTIRMALARI
Dünya üzerinde var olan her ekolün, her bilimsel araştırmanın kendine ait bir tarihçesi vardır. Her ne kadar psi ve psi araştırmalarının başlangıcı insanlık tarihi kadar eski ise de kurumlaşması ve bir bilim dalına dönüşmesi 1850’li yıllara rastlar.
Mitolojilerde, efsanelerde ve ruhsal öğretilerde insanın beş duyunun dışına taşan yönleriyle ilgili sayısız örnek vardır ama New York 'un Hydesville kasabasında yaşayan Fox ailesi, özel metotlarla ruhsal iletişimin kurulabileceğini ispatlayan ilk ailedir.

Fox kardeşlerin başından geçen olaylar ve psi yetenekleri konuyla ilgilenmek zorunda kalan birçok bilim adamı ve uzman tarafından incelenmeye alındı. Böylece Fox ailesi bugün dünya üzerinde milyarlarca kişiye hizmet veren Parapsikoloji adlı bilimin doğmasına neden oldular.

Parapsikoloji nasıl bilim oldu?

Her bilimin, gelişme ve yayılma süreci içinde tarihçe önemlidir. Herhangi bir olgu ilk defa nerede nasıl başlamıştır? Sorusunu yanıtlamak gerekir.
Parapsikolojinin bir bilim dalı haline gelmesini sağlayan olaylar dizisi, 1847 yılında Fox ailesinde meydana gelen olaylarla başlamış ve bu evde olup bitenlerin basına yansımasıyla da çok kısa bir süre içinde bir dalga gibi bütün Amerika’ya yayılmıştır.
Ünlü Fox ailesi, baba John Fox, Anne Leah Fox ve genç yaştaki kızları Margaretta ve Kate Fox’tan oluşuyordu. Ayrıca Rochester’de yaşayan evli bir kızları daha vardı.
 
Parapsikoloji'nin bilim olmasına neden olan Fox Ailesi
1847 yılının soğuk bir aralık sabahı, New York yakınlarındaki Hydesville kasabasında küçük ahşap bir eve taşınan Fox ailesi kısa bir zamanda kendilerini çevrelerine sevdirdiler. Hydesville kasabasında hemen herkes bu mutlu, neşeli ve birbirine bağlı aileyi tanıyor ve seviyordu.
Olaylar, eve taşınır taşınmaz başladı. Üç ay boyunca sürekli garip gürültülere tanık oldular. Gürültüler periyodik bir şekilde evin her yanından geliyordu. Duvarlardan, giriş kapısından, mobilyaların içinden… Sesler, ilkin akşam üzerleri duyuluyordu. Her seferinde ailenin dört ferdi de kulak kesiliyor ve çoğu zaman da gecelerini uykusuz geçiriyorlardı. Aile bütün bunların anlamını bir türlü çözemiyordu.
Hatta bazen nedeni asla anlaşılmayan eşya hareketleri ve yer değişmeleri de oluyordu. Önceleri bütün bu gürültülerin bazı sahtekarlar tarafından yapıldığını sanan aile, bu olayı çözmeye çalıştı ama tüm araştırmaları boşuna oldu. Tedbirler bir işe yaramadı, bu tip olaylara hiç inanmayan komşuları bile olayların gerçekliğini kabul etmek zorunda kaldılar. Gürültülerin oluşmasında insan gücünü ve anlayışını bazı nedenler söz konusuydu.

İlk şaşkınlık devresi geçtikten sonra Fox ailesi, bu olaylara alıştı ve incelemeye koyuldu. Bazı belirtiler bir maksadı işaret ediyordu. Darbelerin sayısında düzenli bir hal vardı.!...
Soruların yanıtı, 31 Mart 1848 günü çözüldü. Rastlantı sonucu çok şaşırdıkları bir keşifte bulundular. Bayan Fox, o Cuma akşamını şöyle anlatır: “Yataklarımıza girdiğimizde vakit henüz erkendi. Ortalık doğru dürüst kararmamıştı bile. Biraz rahatsız olduğum için kendimi çok halsiz hissediyordu. Bu sırada bazı gürültüler duyarak, dikkat kesildim. Sanki odada bulunan ve görülmeyen biri, belirli aralıklarla eşyalara vurarak işaret veriyordu. Çocuklar da sesleri duymuşlardı. Bu garip sesleri, bir süre dinledikten sonra, kızlardan biri, parmağıyla masayı tıklattı. Ve odanın köşelerinden gelen bir vuruş, bunu bir yankı gibi yanıtladı! Az sonra, öbür kız da denedi aynı şeyi… Onun vuruşlarına da aynı şekilde yanıt verildi.
Küçük kızım Kate: ‘Bay çatal tırnak, ben ne yaparsam sen de onu yap’ dedi. Ve ellerini birkaç kez çırptı. Ses hemen yanıt verdi: Kızım ellerini kaç kere çırptıysa, ses de o kadar tıkırdadı. Bu sefer öbür kızım Margaretta atıldı: ‘Şimdi de ben ne yaparsam sen de onu yap’ dedi. Ve ellerini birkaç kez çırptı. Sesler, az önceki gibi, bunu da aynen yanıtladı!
O anda, aklıma, bir yoklama yapmak düşüncesi geldi: ‘Gürültü yapan’dan kızlarımın yaşları kadar vuruş yapmasını istedim. Gerçekten, kızlarımın yaşları kadar darbe sesi duyduk. Önce bir on vuruş oldu, kısa bir ara verildi, arkasından yedi vuruş oldu. Sonra, uzunca bir süre sessizlik oldu. Ve birden, üç darbe sesi daha duyduk! Bu da bir süre önce ölmüş olan küçük kızımın yaş sayısıydı. Ve sordum: ‘Sorularıma böyle doğru yanıt veren, bir insan mı?’ Hiç ses gelmedi. Bu sefer: ‘Psişik bir varlık mı? Eğer öyleyse iki defa vursun!’ sözümü daha yeni bitirmiştim ki, iki darbe sesi duydum!”

Böylece ‘Gürültü Yapanla’ Bayan Fox arasında olan ve daha sonra Tiptoloji adını alacak olan bu doğaüstü vuruşlarla bir çeşit alfabetik anlaşma sonucu, Bayan Fox onun kimliğiyle ilgili bazı bilgiler öğrenmeyi başarmıştı. Adının Charles Rhine olduğunu hayattayken ticaretle uğraştığını aynı evde yaşadığını ve otuz yaşlarındayken bir cinayete kurban gittiğini cesedinin evin bahçesine gömülü olduğunu söylemişti.
 
 
 
                           FOX AİLESİNİN ÜNÜ YAYILIYOR

Bayan Fox ve kızları evlerinde daha önce öldürülmüş olduğunu iddia eden bir psişik varlıkla iletişim yolunu keşfettiler. Cesedinin nereye gömülü olduğunu tarif eden ‘bay gürültü yapan’ bu gürültüleri çıkarmasının amacının, cinayete kurban gittiğini haber vermek için olduğunu tiptoloji yoluyla aileye anlattı ve onlardan yardım istedi.
Durum artık aile içinde saklanacak gibi değildi, basına ve polise yansıdı. Konu komşu bu esrarlı sesleri duymak için Fox’ların evine koşmaya başladı. Duyan geldi! Yaşlarını ya da çocuklarının sayısını soruyorlar ve her defasında doğru yanıtlar alarak hayretten hayrete düşüyorlardı.
Bunlarla yetinmeyip daha başka, daha ilginç konularda bir şeyler öğrenmek isteyen İsaak Post adlı biri, zekice, bir yöntem buldu. Her harf, bir sayı ile ifade edilebilirdi: A, 1 vuruş- B, 2 vuruş- C, 3 Vuruş vb. Bu yolla insan, sadece sözcükleri değil, cümleleri hatta bütün bir metni dahi harfleyebilirdi. Bu sınama yapıldı. Ne gariptir ki, başarı da kazanıldı! Heyecan verici bir keşif daha yaşanıyordu. O dönemde bu türlü konuşmaya Psi Telgraf deniyordu.
Bütün bu olaylar öylesine heyecan yaratmıştı ki yüzlerce insan her gün evlerini ziyarete geliyordu. Fox ailesi olayların biraz yatışması için Rochester’de oturan evli kızlarının yanına taşındılar. Ne var ki bu yeni evlerinde de aynı olaylar baş göstermekte gecikmedi. Bütün şehir kısa zamanda haberi duydu.
1849 yılında Fox kardeşler, Rochester’de halka açık gösteri yapmak zorunda kaldılar ve bu gösteriyi eyaletlerinin birçok kentinde yapılan diğer gösteriler izledi.

Fox kız kardeşlerin faaliyetleri basında sansasyon yaratmış ve popülerlikleri, Buffalo Üniversitesi’nden Flint, Lee ve Coventry adlı üç profesörün; kızların bu sesleri diz kapaklarını ve ayak parmaklarını çıtlatmak suretiyle yaptıkları hakkındaki açıklamaları kamu oyunu hiç etkilemedi. Yine herkes büyük bir ilgiyle bu iki kız kardeşi görmek ve psi konusunda neler yaptıklarını öğrenmek istiyordu.
Fox ailesinin bu çıkışından sonra psi ile ilgili uğraşlar Amerika’nın çoğu yerinde yangın gibi yayıldı ve 1854 yılında öylesine popüler bir hale geldi ki, Kongre’nin Psi Fenomenlerini konu alan bir resmi inceleme yürütmesi için bir girişimde bile bulunuldu.
Fox ailesinin karşılaştığı bu olayları incelemek üzere üç tanınmış kişi kendi bağımsız araştırmalarına başlamışlardı bile… Anayasa Mahkemesi Başyargıcı J.W. Edmond; ABD Milli Akademi üyesi Kimya Profesörü Dr. James J. Mapes; Pennsilvania üniversitesi Profesörü Dr. Robert Hare.

Bu ünlü kişilerden ikisi bilim adamıydı ve muhtemelen de dünyanın herhangi bir yerinde psi fenomenlerini bilimsel olarak inceleyen ilk kişilerdi. Özellikle Anayasa mahkemesi Başyargıcı J.W. Edmonds’un bu konuya karşı gösterdiği derin hassasiyet dikkat çekiciydi…
 
 
 
 
 
 
 
 
KATE PSİŞİK SÜJE Mİ?


Psi fenomenini bilimsel olarak araştırmaya başlayan üç değerli araştırmacıdan Anayasa Mahkemesi Başyargıcı J.W.Edmond ilk araştırmalarına Ocak 1851 yılında başladı. İki yıl sonra kendi ifadesiyle psi fenomeninin var olduğuna dair kanaati kesinleşmişti. Bu iki yıl boyunca birkaç yüz fenomene tanık olmuş ve tüm araştırmalarını aşacak şekilde dokuz yaşındaki kızı Laura birden bire ‘ksenoglosi süjesi’ (Çok yabancı dille konuşan) haline dönüşmüştü.
Laura Edmond, hiç duymadığı dokuz ya da on kadar yabancı dili, bir saate yakın süreyle konuşabiliyordu. J.W Edmond kısa bir zaman sonra ülkenin en büyük salonlarını konuyla ilgili konuşmalarını dinlemeye gelen dinleyicilerle doldurup taşıran herkesin tanıdığı bir konuşmacı haline geldi. Böylece ciddi araştırmalara alışık olan bilim adamlarının şahitliğiyle bazı raporların hazırlanmasını sağladı ve görüldü ki, özellikle küçük kızın olduğu yerde olaylar kolaylıkla oluşuyordu. Küçük kızın bu aracılığının psişik literatürdeki karşılığı ‘Medium’ dur. Bağlantılar için fizik gücü bu kızlar sağlıyordu.
Artık Psi fenomeninin deneysel ve araştırmalara yönelik bir yönünün olduğu ortaya çıkmıştı. Bilimsel araştırmalar başlayabilirdi. Zaten halk öyle coşkuluydu ki, bilim adamlarının olayları toparlayabilmek için mutlaka devreye girmeleri gerekirdi.

Tıpkı günümüzde olduğu gibi; gören göz ve işiten kulaklar halkın kendi kendine bu araştırmaları çözümleyemeyece- ğini, bu konularda şarlatanların ortaya çıktığını ve ciddi bir dejenerasyona doğru gidildiğini haber veriyor, deşifre ediyor.
Psi araştırmalarının ilk başladığı 1850’li yıllara dönüp baktığımızda ise konuya ilk el atanların bilim adamları olduğu ve halka bilimsel açıklamalar yaptıklarını, onların anlayışlarını ve Psi fenomeniyle ilgili bilinçlerini yükselttiklerini görüyoruz. Aynı ihtiyaç günümüzde özellikle ülkemizde baş göstermeye başladı. Dejenerasyonun giderek artması umulur ki, yüreğinde insan sevgisi ve bilimsel ehtik kavramana duyduğu saygı yüksek olan değerli bilim adamlarımız bu konuları ele alırlar ve psişik süje olma niteliği olan insanlar, şarlatanların eline düşmez.
Fox ailesiyle başlayan bu Psi serüveni yaşanırken hiç kimse çok kısa bir süre içinde dünyanın yarısına yakın bir kısmında bu olayların bir anda patlak vereceğini bilemezdi.
Psi darbe sesleriyle iletişim kurmaya ilişkin gösteriler ve toplantılar bir anda Amerika’da salgın haline geldi. Bu tip bir gösteride hazır bulunmuş kişiler kendi evlerinde, dost ve akrabaların katıldığı toplantılar düzenliyorlardı. Bu gruplardan bazıları daha sonra kalıcı dernekler ve kuruluşların ilk temellerini atıyorlardı. Ama tabii ki bilim adamları endişeliydi. Bilimsel ciddiyet, akıl, sağduyu ve laboratuar gibi donanımlar olmadıkça halkın kendi başına Psi fenomenini araştırmaya başlaması pek çok tehlikeyi ve sakıncalı ruh halini de kapsıyordu. Bilim adamları ilk birkaç kişi de olsalar sağduyulu davrandılar ve bu olayları inceleme kararı aldılar.
Psi fenomenleri, pisiye duyulan merak ve araştırmalar tüm Amerika’da fırtına hızıyla yayılıyordu. Bu konuda deneyler yapmak amacıyla ilk örgüt 1851’de kuruldu. New York’ta bir konferans düzenlediler. Bu konferans, çok sayıda seçkin kimsenin, bu arada Pennsylvania Üniversitesinden profesörlerin de katılımını sağlayarak ilk bilimsel araştırmaların başlamasına bir olanak sağlayacaktı.
 
 
 
 
 
 
İLK BİLİMSEL PSİ ARAŞTIRMALARI BAŞLIYOR


İlk bilimsel Psi araştırmaları 1851–1854 yılları arasında Philadephie’den Prof. Robert Hare’in alet kullanarak gerçekleştirdiği deneysel çalışmalarla başlar.

Robert Hareb. 17 January, 1781, Philadelphia, Pennsylvania, U.S.A.
d. 15 May, 1858, Philadelphia, Pennsylvania, U.S.A.

Robert Hare was an American chemist who developed high temperature blow-pipe and a voltaic battery having large plates, used for producing rapid and powerful combustion, called a deflagrator.

Parapsikoloji dünyasını bilimsel şartlarda inceleyen ilk bilim adamı, Harvard ve Yale Üniversitesi’nde Kimya profesörü olan Prof. Robert Hare (1781–1858) idi.
Prof. Hare o zamanki ve şimdiki çoğu şüphecilerin aksine, Psi fenomenlerine adil bir şans tanımaya ve elindeki bütün imkanlarla incelemeye karar verdi. Araştırmalarında bazı mekanik aletler kullanan Prof. Hare, birçok bakımdan, Sir William Cookes’ın çalışmalarını hemen hemen yirmi yıl öncesinden gerçekleştirmiş oluyordu.

Sir William Crookes
Prof Hare, Psi ile ilgili bilimsel bulgularını 1855 yılında yayınladı. “Psi Olgularının Deneysel İncelemeleri” (Experimental Investigations of the Spirit Manifestations) adlı bu kitabı büyük bir ilgiyle karşılanmış, iki yılda tam dört baskı yapmıştı. Yayıncılar kitabın reklâmını “Bilimsel olarak ortaya konulan spiritüalizm” sloganı ile yapmışlardı. Böylece Prof. Hare, Psi fenomeni, insanın beş duyunun dışına taşan yetenekleri ve spirit yönüyle ilgilenen en ünlü kişilerden biri olmuştur. Daha sonra onun kadar ünlü başka bir bilim adamı Psi olgusu için parmak ısırttıracak cesarette çalışmalar yapacak ve cesur, yenilikçi insanların araştırmalarında sanıldığı gibi yalnız bırakılan kişiler olmadıklarını ispatlayacaktı. Ellerini gerçeğe uzatma cesareti bulanlar daima karşılığını aldılar…
 
 
 
 
AVRUPA’ DA PSİARAŞTIRMALARI
Psi araştırmaları ilk kez bilimsel olarak Amerika’da başladı ama çok geçmeden, özellikle Londra ve Paris’e gidenlerin aktardıkları ile yeni araştırmaların haberleri Avrupa’ya da ulaştı. Kısa bir süre sonra, Çarlık Rusya'sının St. Petersburg Kenti’ne kadar bütün Avrupa kıtasında ve Kuzey’de düzenli araştırmalar yapılır oldu.
Avrupa’da psi fenomenini incelemek üzere girişilen bireysel atılımların tarihi 1854 yılına uzanır. Bu tarihte Kont Agenor de Gasparin, “Ruhlar, Dönen Masalar ve Doğaüstü” (Des tables tournantes du surnaturel et des Espprits, Paris, Dentu, 1854) adlı kitabında, İsviçre’de yapılan bazı “masa döndürme” deneylerinden söz ediyordu. Ertesi yıl Paris Bilimler Akademisi, Psi araştırmalarına ve genel anlamda paranormale karşı resmi bir cephe açmıştı. Bunu yaparken de bu konuyu incelemek zahmetine katlanmamıştı.
Gasparin, Psi araştırmalarıyla ilgili fenomenlerin gerçekten var olduklarına ve insan iradesinin maddeyi uzaktan etkileyebileceğine karar verdi.
Gasparin’in bulgularını, 1855 yılında Genova Akademisi’nden meslektaşı Profesör Marc Thury’ninkiler izlemişti. Prof. Thury adına “Psychode” dediği, tüm maddeye nüfuz eden ve kuramsal etere benzeyen bir şeyin varlığını öneriyordu. Prof. Thury, bulgu ve görüşlerini, “Dönen Masaların Genel Fizik Açısından Yorumlanması ve Açıklanması” (Des tables tournantes, considerees au point de vue de la question de physique generale qui s’y rattache, Genova, Kessmann, 1855) adlı kitabında açıklamıştı.

Spiritüalizmin kurucusu sayılan Allan Kardec ise çalışmalarına ciddi bir biçimde 1857’li yıllarda başladı ve ölümüne kadar geçen 12 yıl içinde de “Spiritizm” adını verdiği bilgiyi bir sistem haline getirerek bu konuyu anlattığı 5 kitap ve 2 broşür yayınladı.
Fransa’da ise Victor Hugo, ilk kez 1885 yılında psişik oluşumları incelemiş ve araştırmaları yazılarını etkilemişti.

Astronom Camile Flammarion (1842–1925) psi fenomenlerini ilk kez 1865 yılında incelemeye başladıktan sonra çeşitli veriler toplamış ve bunları, “ Ölüm ve Esrarı” (La Mort et son mystere,1921), “Ölüm Öncesi” (Avart la Mort) ve “Ölüm Sonrası” (Apres la Mort)gibi ünlü kitaplarında yayımlamıştı. Flammarion aynı zamanda çok iyi bir astroloji araştırmacısıydı. Astronomi ile astrolojinin birbirinden asla ayrılamayacağını düşünürdü.
Kardec’in öldüğü 1869 yılında, psi araştırmaları tüm Avrupa’ya yayılmıştı. Aynı yıl Londra Diyalektik Derneği (London Dialectical Society) kırk çalışmalık bir dizinden oluşan bilimsel deneylere girişti. İki yıl sonra, 1871’de raporlarını yayınlayan dernek üyeleri, Gasparin ve Thury’ninkilere çok benzeyen sonuçlara vardılar:
Bilinmeyen bir güç vardı ve bazen bir tür zekâ tarafından yönetiliyordu.”
 
 
 
 
 
 
GÜNÜMÜZDE PARAPSİKOLOJİ
1850’li yıllarda kurumlaşmaya ve bir ekol olarak ortaya çıkmaya başlayan Psi araştırmaları ilk temellerini tamamen bilimsel metotlarla yapılan araştırmalara ve araştırıcılara borçludur. Bu araştırmalar günümüzde hemen hemen dünyanın her ülkesinde üniversitelerde, Psi laboratuarlarında, çeşitli kurum ve kuruluşlarda araştırılmaya devam ediliyor.
Psi araştırmalarının ikinci büyük dönüm noktası ise Kuzey Carolina’daki Duke Üniversitesinde “Parapsikoloji” laboratuarının kurulması ile başlamıştır.
Bilim ve Parapsikoloji
Bilim Parapsikoloji adı altında, psişik ya da paranormal oluşumlara getirilecek açıklamaları en azından 1800’lerden beri araştırmaktadır. Bilim adamları için sorun, psişik yeteneğin doğasıyla kontrollü koşullarda ölçülmesinin zor oluşudur. Bir duyguyu veya rüyayı, bir örnek olarak nasıl sayabilirsiniz? Gelecekte olacak bir olayı bilme yeteneği nasıl açıklanabilir? Bu önceden biliş neden veya nereden yayılmaktadır? Bu durum, enerjinin doğası hakkında veya bizim dünyada var oluşumuz hakkında ne söylemektedir?
Bilim için özellikle ilginç alan, neden Psi’yi, (bilimsel deneylerde bazen bilinmeyen bir ölçümü tanımlamak için sembol olarak kullanılan Yunan alfabesinin 23.harfi) insanların bazılarının deneyimle dikleri ve bazılarının deneyimleyemedik- leridir.
Bir dizi deney, insanların Psi ’ye yaklaşımlarının önemli bir faktör olduğunu önermektedir. New York’taki Şehir Kolejinden Getrude R. Schnmeidler, Psi ’ye inanan süjelerin Psi testlerinde iyi sonuç alırken şüpheci eğilimlilerin şans seviyesinin altına düştüklerini bulmuştur.

Parapsikoloji psişik yeteneği şöyle tanımlamaktadır
Duyular Dışı Algılama (DDA): DDA, parapsikolojinin babası Profesör J.B. Rhine tarafından, duyusal fonksiyonlar gibi görünen Psi ’nin herhangi bir tezahürünü göstermek için tanıtılan genel bir terimdir. Diğer tanımlar ise şunları içerir; kahinlik, kehanet, cam küre okuma, tele veya para-gnosis, ikinci görüş, para normal biliş, para normal bilgi aktarımı.
DDA türleri -Bunlar aşağıdaki türden fenomenleri kapsamaktadırlar;
Telepati (uzaktan hissediş/algılama):Geçerli duyu kanalları kullanılır durumda değilken bir kişi tarafından fark edilen bilginin başka bir kişi tarafından alınması
Duru görü (açık görüş):Geçerli duyu kanalları kullanılır durumda değilken kişinin çevre hakkında bilgi alır gibi görüntüler görmesi
Prekognisyon (önceden biliş):Gelecekte olacak bir olay hakkında sonuç çıkarılamayacak bir bilgiyi herhangi bir şekilde almak
Psikokinezi (PK): Psikokinezi veya zihin hareketi, Profesör Rhine tarafından bir kişinin sadece isteyerek çevresini etkileyebildiği Psi fenomenini açıklamak üzere ortaya atılmış bir terimdir. DDA duyusal fonksiyonlar olarak kabul edilirken, PK motor fonksiyonların Psi karşılığıdır. PK genel olarak iki kategoriye ayrılmıştır:
Mikro PK: Ortada bir olayın olduğunu belirlemek için araçlara veya istatistik analizlere gerek duyulan olaylardır (mikro elektronik aygıtlar üzerindeki etki gibi)
Makro PK:Basit, çıplak gözle gözlemin ortada fiziksel bir etki olduğunu önerdiği olaylar
Ülkemizdeki durum
Ünlü Fox ailesi ile başlayan Psi fenomenler dizisi çok kısa bir zaman aralığı içinde Üniversite kürsülerine kadar uzandı ve dünyanın pek çok ülkesinde kurulan Parapsikoloji Üniversiteleri tarafından tamamen bilimsel metotlarla araştırılmaya, denenmeye, incelenmeye başlandı.
Ülkemizde ise maalesef insanın beş duyusunun dışına taşan Psi yetenekleri ile ilgili hiçbir resmi kurum ve kuruluş olmadığından, özel üniversitelerimiz dahi bünyelerinde bir Psi enstitüsü ya da laboratuarı açmayı önemli bulmadıklarından, Psi yeteneği doğuştan var olan binlerce beklide milyonlarca insan ya şarlatanların eline düşmekte ya da kulaktan dolma bilgilerle bu yetenekleri ile baş etmeyi öğrenmektedirler.
Bilimin ışığına kavuşmamış her konu gibi bu hassas ve insanı çok yakından ilgilendiren konuda zaman zaman psi yetenekleri yüzünden bazı insanlara hasta muamelesi yapılmasına neden olmakta ve onlar için psikolojik hasarlar oluşturmaktadır.
Oysa ki, güneşin doğması, yağmurun yağması, bitkinin çiçek açması, ağacın meyve vermesi kadar doğal olan bu yönümüzün bize günlük yaşamda pek çok getirisi de vardır. Tabii ki doğru değerlendirirlerse…

Bilim adamlarımızın ve Üniversitelerimizin en kısa zamanda bu ciddi ve acil durum için önlem alacakları varsayımıyla psi yeteneklerinin de hak ettiği alanlarda incelenmesini, araştırılmasını, geliştirilmesini diliyoruz. Şarlatanlığın en sağlam karşıtı bilimdir. Bilimin bazen soğuk gibi gelen rüzgarları önce insanı üşütse de sonra varlığına bir keskinlik ve esenlik kazandırır.
© Astroset 2004–2009
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
        BİLİMSEL DÖNEM
19 .Yüzyıl, bilimde bir patlamanın başlangıcı olan, Psi fenomenlerinin bilimsel olarak incelendiği, araştırıldığı, ispat edildiği yeni metotlu araştırmaların yapıldığı bir yüzyıldı. İtiraf etmeliyiz ki, 21.YY’ da teknolojik araç-gereç ve araştırma-buluş açısından pek çok yeniliği keşfediyoruz ama insanın beş duyusunun dışına taşan Psi yetenekleri ve bu yeteneklerin bilimsel metotlarla insan sağlığı ve iyiliği için kullanım alanına sokulması konusunda ilk başlangıçtaki bilimsel kararlığı, cesareti ve dengeyi kaybettik. Şarlatanların ya da rant peşinde koşanların rahatlıkla cirit attığı bir olgu haline geldi, Psi olgusu… Yeniden başa mı dönmek gerek diye düşünüyor bazı değerli bilim adamları? İlk günlerin vakarını, ciddiyetini, asaletini geri getirmek için!…
Bu dönemde Psi Araştırmalarıyla ilgilenen Fizyolog Prof. Charles Richet, Psikiyatri profesörü ve kriminalist Cesar Lombroso, Fizik ve Kimya bilgini Nobel Ödüllü Sir William Crookes, Doğa Bilimcisi Russel Wallace, Fizikçi Sir Oliver Lodge, Cambridge Üniversitesi Profesörü Frederic Myers gibi ünlü bilim adamları vardı. Hepsi önceleri, sadece bilimsel araştırma yapmak ve yapılan tüm sahtekârlıkları ortaya çıkarmak için Psi fenomenleri ve süjeleriyle ilgilendilerse de araştırmalarının sonlarına doğru kendilerini bu konularda kitap yazar ya da konferanslar verir, halka açık konuşmalar yapar buldular ve beyanlarını, bulgularını açıklamaktan korkmadılar.
Araştırmaların bu döneminde ortaya çıkan, Psi araştırma tarihinin en önemli kişilerinden biri olan ünlü İngiliz bilim adamı Sir William Crookes (1832–1919) da, diğer bilim adamı arkadaşları gibi yıllarca Psi ile ilgili konularda yapılabilecek hileleri araştırdı. İlk başlarda amacı telekinezi ve materyalizasyon çalışmalarının hilelerini bularak medyumların sahtekârlığını ortaya çıkarabilmekti. Yüzyılının en büyük fizik ve kimyacılarından biri olan Sir William Crookes, 1861 yılında Thallium’u keşfetti. Ayrıca Crookes ve radyometre tüplerinin de mucididir.
Ünlü bilim adamı 1869 yılında İngiltere’nin ilk profesyonel ‘medium’ u olan Bn. Mary Marshall ile çalışmalarına başladı. Daha sonra J.J Morse’un aracılığıyla edindiği deneyimler merakını uyandırdı ve Mayıs 1871’de araştırmalarını derinleştirmeye karar verdi.
Bu dönemde yine ünlü ‘medyum’ Florence Cook’la çalıştı ve Katie King adlı bir fantomun materyalize olduğu araştırmaların gerçekleşmesine şahit oldu. Bir bilim adamı olarak bu çalışmalar sırasında hile olmaması için gereken bütün önlemlerin alınmasını sağladıktan sonra kendisi de inandı.
Daniel Douglas Home adlı yine çok yetenekli bir Süje ile ciddi deneylerde bulundu. Ve deneylerden sonra kitap yazmaya karar verdi. ‘Spiritizmin Fenomenleri üzerine araştırmalar’ adlı eseri bu araştırmalarına ithaf edilmişti. Hem bilim dünyasına hem Psi araştırmalarına çok büyük hizmetler veren bu ünlü bilim adamı 1897 yılında Sir unvanı ile asalet payesine layık görüldü.

Crookes, 1898 yılında İngiliz Bilim Geliştirme Kurumu’nun (British Association For The Advancement Of Science) Başkanı olarak seçildiğinde şöyle diyordu:“Hakikatine inanmış olduğum Psi fenomenler hakkında şahadet etmemek ahlaki bir alçaklık olur. Ben bu olayların mümkün olabileceğini söylemiyorum. Bu olaylar vardır diyorum… Geriye alacak hiçbir sözüm yok. Hâlihazırda yayınlanmış olan beyanlarımdan vazgeçmiyorum. Aslında onlara çok daha fazlasını söyleyebilirim.”
 
 
Alıntı……………………………………………….
 
 
 
 
 
 
 
     Türkiye'de Parapsikoloji
 
 
 
Ülkemiz kendi adına bir konuda daha bir ilke imza attı. İlk kez yapılan 1.Uluslararası Parapsikoloji Konferansı, Türk bilim adamlarını ve Üniversitelerini en kısa zamanda bizim ülkemizde de kurulması gereken bilimsel bir Enstitüye çağırıyor sanki…
Kendi konularında ciddi boyutta uzman, tüm yaşamını bilime ve insan şuurunun aydınlığa kavuşmasına adamış bu değerli araştırmacı ve bilim adamlarının bizim ülkemize de çok katacağı şey var.

Ülkemizde Parapsikoloji gibi insanı direkt ilgilendiren bir konu, şarlatanların elinde para tuzağı olarak kullanılıp, insanları vicdanları ve cüzdanlarıyla oynanıyor. Bu gidişe bir dur demek zamanı çoktan geldi de geçiyor!
Türk insanı, bilimsel ciddiyetten ve üniversite bilgisinden sapmadan, parapsikolojiyi öğrenmeyi ya da öğrenmiş kişilerden uygulama almayı, kendini bu konuda da eğitmeyi, genişletmeyi hak etmiyor mu?

Etmez olur mu? İnanın ki, inanılmaz bir psişik insan potansiyeline sahip olan Anadolu, şu anda bizi ziyaret etmekte olan bilim adamlarına bile küçük dillerini yutturacak deneyimlerle dolu. Hem alt kültürü hem de insanının Ege-Akdeniz kültür ve genlerinden gelen her an her şeye açık, uyanık, akışkan, sempatik insanlarının bu konuda da dünyaya mesajı var… Yeter ki, bu potansiyelin ortaya çıkması için gerekli zemini hazırlayalım…
Böyle bir potansiyeli harekete geçirecek maddi ve manevi güçle donatılmış insanların, ilk başlangıçlar için kıpırdanma zamanı…
Her şeyi devletten bekleme zamanı çoktan geçti. Devletin imkanı sınırlıysa, bizler gücümüzü birleştirir, bir Enstitü kurarız. Tüm dünya üzerindeki bilim adamlarını, bilgilerini bizimle paylaşmaya ve bu konularda uygulamalı atölye çalışmaları yapmaya davet ederiz.
Böylesine canlı bir sivil toplum hareketi de elbette ki Üniversite ve Resmi Kuruluşları tetikler ve onlarda katılırlar. AB’ye girmek için yapılacak reformlardan bir tanesi belki de direkt insanı ilgilendirdiği için en önemlisi budur…İlk hareketi vermeye cesaret edelim!... Bakın görün ardından çorap söküğü gibi neler geliyor neler!...
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
                      Parapsikolojinin Bilimsellik Derecesi

Parapsikolojiye, hâlihazırda sekiz üniversitede okutulmasına karşın, ABD’de ve birçok ülkede "sınır-bilim" (fringe science) gözüyle bakılmaktadır; çünkü araştırmaları A.B.D.'ndeki bilim adamlarının büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiş "standart varsayım numuneleri" (Scientific modelling) içinde henüz yer almamaktadır.

Para psikolojik araştırma laboratuar araştırmasını ve bilimsel alan çalışmasını içeren bir dizi metodoloji gerektirir ki, günümüzde bu metodolojik parapsikoloji araştırmaları bazı özel laboratuarlarda ve dünyanın çeşitli üniversitelerinde sürdürülmektedir. Bununla birlikte, günümüzde para psikolojik araştırmalara etkin olarak destek veren (sponsorluğunu yapan, finanse eden) üniversiteler, tüm üniversitelerin sayısına oranla çok fazla değildir. Bu tür akademik araştırmalar özel para psikolojik yayınlarda, bazı para psikolojik araştırmalar da geleneksel gazetelerde makale olarak yayımlanmaktadır. A.B.D.’li parapsikologlarca sürdürülen deneyler iki alanda ya da iki yöntemde yoğunluk kazanmıştır. Kullanılan temel yöntemlerden biri, psikokinezinin varlığını ortaya koymak üzere RNG (Random number generation ) yöntemidir, diğeri duyular-dışı algılamanın varlığını ortaya koymak üzere de uyaranlardan yalıtılmanın sözkonusu olduğu “Ganzfeld uyarımı”dır. Bunlardan başka, para psikolojik araştırma deneylerinin bir kısmını da, A.B.D.’de, "gezici (coğrafi) duru görü" olasılıklarını incelemek üzere, devlet sözleşmesi altında sürdürülen araştırma deneyleri oluşturmaktadır.

Ray Hyman, Stanley Krippner, James Alcock ve bazı bilim adamları parapsikolojide kullanılan bu iki yönteme ve bu iki yöntemle elde edilen verilere eleştiri getirmektedirler. Kuşkucu araştırmacılara göre, yöntemsel (metodolojik) kusurlar, birçok parapsikolog tarafından sunulmuş normal-dışına ilişkin açıklamalardan ziyade, görünüşteki deneysel başarılar için en iyi açıklamayı sağlamaktadır.

Parapsikolojiye ABD'de sınır-bilim, hatta Kaliforniya'da sözde bilim olarak bakılmaktaysa da, bu alandaki çalışmalar Avrupa'da özellikle 1977'deki “İzlanda Tezleri” sonrasında bilimsel saygınlığını kazanmaya başlamıştır. 1977’de Reykjavik'de (İzlanda)’da yapılan uluslararası kongrede sunulan, “İzlanda Tezleri” adıyla tanınan rapor ve verilerin bilimsel değerleri “1973 yılı Nobel Fizik Ödülü” sahibi Brian Josephson tarafından onaylanmıştır. Çoğu araştırmacı İzlanda Kongresi’ni parapsikolojinin “tarihi an”ı olarak nitelendirir.

Günümüzde para psikolojik araştırma kuruluşlarının bir kısmı "psişik araştırma" adı altında etkinlik göstermektedir. Parapsikoloji günümüzde A.B.D.'nden Yunanistan'a dek yaklaşık 40 ülkede üniversitelerde kürsü edinmiş bulunmakta ve okutulmaktadır. Kimilerine göre, parapsikoloji materyalist metapsişiğe verilen yeni isimdir ya da metapsişiğin materyalistleşmiş devamıdır








 
 
 
 
 
 
 
-
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
 
 
                            
 
  copyrightBYsabo  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
doktor-reiki.tr.gg