Doktor-Reiki
  karma bilgiler
 






DOĞRU ile YALAN
Her doğruyu söylemeye gelmezmiş, birtakım doğruları yaymamak, çokluktan, kamudan gizlemek gerekmiş… Peki ama, bir doğruyu söylemek, gizlemek, yayılmasını önlemeğe çalışmak o doğrunun yerinde duran yalanı sürdürmek demektir. Yalanın yalan olduğunu bilerek sürmesine bırakmaya hakkınız var mıdır?… Bu yalanlar kutsalmış, onlara dokunmaya gelmezmiş… Bir şeyin yalan olduğunu anladık mı kutsallığına inanmıyoruz demektir; bunun için “kutsal yalan” sözü bir şeyin hem köşeli hem de yuvarlak, hem katı hem de biçimsiz olduğunu söylemek gibi bir saçmadır. Ama duygularını birer düşünce saymaktan çekinmeyenler böyle saçmalarla kolayca bağdaşabiliyor.
Birtakım doğruların gizlenmesi gerektiğini ileri sürmek eski kibarlık, asillik (aristocratie) -aristokrat- düşüncenin bir kalıntısıdır. Bir yanda büyükler, kibarlar, damarlarında mavi kan akanlar var, onlar doğruları bilirler, onların bilmesinden bir kötülük gelmez; ama küçüklere, kibar olmayanlara, kölelere sakın açmayın!… Öyledir kişioğlu: kendisi için ille birtakım ayrıcalıklar ister. Eski acunun kibarlığı, aristokratlığı yıkıldı ama onun yerine aydınlar türedi…
Bir kişi olarak ilk ödevimiz, yalan olduğunu anladığımız düşüncelerden benzerlerimizi yani bütün kişileri kurtarmaya çalışmaktır. “Ben bunun yalan olduğunu biliyorum, ben buna inanmıyorum, ama kamunun bu bağlar altında kalması, onun anlamaması daha iyi olur.” diyen kimse, öğrendiği anladığı doğrulara layık olmayan kimsedir. İnandığı bir şey yoktur onun: Bir şeyin ne doğru olduğunu düşünür, ne de yalan olduğunu. Ancak kendisini düşünür, büyük görmek için bir yol arar.
Her doğru söylenebilir, her doğru söylenmelidir, yoksa çevremizi aldatıyoruz, çevremize yalan yayıyoruz demektir.
Nurullah ATAÇ










   YALAN ÜZERİNE
"Ey İman edenler! Allah`tan korkun ve doğru söz söyleyin" Kur’an-i Kerim (Ahzâb 33/70)
Yalan; gerçekleri saklayıp yerine aksini söylemektir
Dinimiz, yalanı yasaklar; yalan söylemeye, üç yerde izin vardır.
Haksızlıkla zulme uğramış bir kimseyi, can mal ve namus bakımından zalimin elinden kurtarmak için; dargın olan eşleri veya birbirine dargın olan kimseleri barıştırmak için; savaşta, düşmana galip gelmek için yanlış bilgi vermek düşmanı aldatmak...
Bu üç konu dışındaki yalan, kişiyi ve toplumu felâkete sürükler.

Yalan söyleyen kişi, karşısındaki insanı kandırmaktadır Bütün dinler yalancılığı yasaklar Komşuna karşı yalan şahadet etmeyeceksin. (10 emirin dokuzuncusu
Yalancılık şahitlikte bir başka önem arz eder… Yalan şahitliği yasalar suç saymaktadır. Yalan şahitliğin neticesi felakettir… Zulümdür.
Yalanın oyunu bile felaketle sonuçlanır Söyle bir hikaye anlatılır:
Canı yalnızlıktan sıkılmaya başlayan çoban birden bir hinlik düşünmüş ve bağırmaya başlamış “ SÜRÜYE KURT GİRDİ YETİŞİN” diye. Tabi köylüler dururmu eline kazmayı küreği alan birer birer çobanın yanına koşturmuşlar birde bakmışlar ki bizim çoban yerde gülmekten katılıyor ne kurt var ne sürüde bir telaş…
Aradan yine belli bir zaman geçtikten sonra bizim çoban aynı hengâmeyi köylüye bir kez daha yaşatıp gülerek köylülerle eğlenmeye başlamış. İlerleyen zaman içerisinde çobanın bu oyunu devam etmiş durmuş…
Günlerden bir gün bizim çobanın sürüsüne gerçekten kurt girmiş ve bizim çoban bağırıp haykırmaya deli divane vaziyette koşturmaya başlamış. Çobanı duyan köylüler hiç kıllarını kıpırdatmadan işlerine devam etmişler. Sürüde sağlam koyun kalmayıp kurtlar çekildiklerinde de bizim çoban neden köylülerin gelmediğini anlamış. Anlamış anlamasına da işte işten geçmiş…
Yalandan yılandan kaçar gibi kaçalım…
Yalana ihtiyac duyduğumuzda kolayca bir yalan söyleriz. O söylediğimiz yalanı örtmek için de yalanlar söyleriz ve yalanların sonu bir türlü gelmez
İnsanlar bir işi başarmak için yalana ve hileye başvurmamalı…"Yalan sözden sakınınız" Kur’an-i Kerim (Hac 22/30).
Yalandan şiddetle kaçınalım yalandan kaçınılmazsa bunun toplum için acı faturaları bir gün mutlaka gelir
Kur`an bize yalan sözden sakınınız derken şu yerel seçimler neden binlerce yalanın uçuştuğu bir zaman dilimi oldu diye düşünmeden edemiyorum... Büyük menfaatimiz bile olsa yalandan kaçınalım...
Yalandan kaçınalım. Yalancılık zalimlik; Dürüstlük erdemdir









 
Hiç yalan söylememiş bir insanla, hiç gerçeği söylememiş bir insanın farkı kocaman bir hiçtir.
Susku denilen bu sessizlik insanın kendine, insanın topluma karşı işlediği en acımasız suçtur.
 Gerçeği söylememek, yalan söylememeyi meşru kılmaz, günahını ve sorumluluğunu hafifletmez.

Hiç yalan söylemedim diyen en büyük yalanı, hiç gerçeği söylemedim diyen en büyük gerçeği söylemiştir.
 Gözün gördüğünü, kulağın duyduğunu, göründüğünden ve duyulduğundan farklı olarak, dil tarafından yansıtılması ve bunun sonunda bir menfaat elde edilmesi dilin vicdana ihanetidir.

Susacaksan yalan söylememek için susma.
 Gerçeği açıklayamadığın için sus.
 Eninde sonunda yalanın kendisini bir gün konuşur ve gerçek açığa çıkar.
 O yalan kanla yıkanmak, o gerçek yağmurla arınmaktır.

Ağlayacaksan yalan söylediğin için ağlama.
 Gerçeği sakladığı için ağla.
 Nasıl olsa söylediğin yalandan zarar görenlerin ahı senin pişmanlığa sürükleyecektir.

Yalan gerçeğin öfkesidir.
 Bu öfkenin azameti yalanın zaferi, bu öfkenin garabeti gerçeğin kıyametidir.
 Yalan gerçeğin süksesidir.
 Gerçeğin acımasız görüntüsünü yalanın işveli güzelliği ile saklamaya çalışanlar ancak kendilerini kandırırlar.
 Yalan gerçeğin gölgesidir.
 Gerçek var olduğu müddetçe yalan onu takip edecektir.
 Önemli olan gölgenin aslının önüne geçmemesidir.

Yalanın esiri değil gerçeğin efendisi ol.
 Yalan seni esir aldığında sen onu değil o seni yönetir.
 Oysa gerçek sana açılamayan bütün kapıları açarak ebediyen hizmet eder.
 Gerçeğe muktedir olamayanlar, yalana iktidar kuramaz.
 Dünya’ya hükmetmek istiyorsan yalan söyle.
 Kendine hükmetmek istiyorsan gerçeği söyle.
 Kendine hükmetmeden Dünyaya hükmedenler ise Dünya’yı bitmeyen arzu ve heveslerinin kurbanı haline getirirler.

Ama unutmamalısın ki yalanın güldürdüğü yüz, gerçeğin gerdirdiği yüzden daha çabuk yaşlanır.
 Yalanın karanlığında dans edenler, gerçeğin ışığında kör olmaktan kurtulamazlar.

Gerçeğin içinde yalanı arama, yalanın içinde gerçeği arayanlardan ol. Zira gerçeğin ağırlığı yalanın parıltısından daha sadıktır.
 Yalanın parıltısı gözleri kamaştırır.
 Gerçeğin ağırlığı yüreği sıcaklaştırır.
 Yalan bir kiloluk bulut, gerçek bir kiloluk umuttur.
 Yalanı buğday başağında arayan gerçeği harman yerinde toplar.
 O buğday başağının özü nefis, o harman yerinin bereketi mutluluktur.

Unutulmamalıdır ki yalanın açtığı kapı, bir gün mutlaka bir daha açılmamak üzere tekrar kapanır.
 Gerçeğin kapattığı kapı ise açıldığında bir daha asla kapanmaz.
 Üstelik yalan söyleyerek aştığın engeller, gerçeği söylediğinde karşına çıkacak engellerden daha az acı vermeyecektir.

Yalanı söylemekte usta olacağına, gerçeği söylemekte çırak ol. Yalancılıktan alacağın ustalık belgesi, doğruluktan alacağın çıraklık belgesinden daha şerefli değildir.
 Zira biri seni mağrur, diğeri mahcup yapacaktır.
 sadece. Yalan söylemekten yüzü kızarmayanlar, gerçeği söyleyenlerin gözünün içine bakmaktan utanmazlar.

Aslında yalanı seviyorum. Çünkü bana gerçeğin anlamını o öğretti.
Bu aşamada önce başkalarının yalanlarını değil, kendi gerçeklerini arayanların iyi insan olduğunu öğrendim.
 Kendi gerçeklerini öğrendikten sonra yalana isyan edip ölenlerin, gerçeği inkar edip yaşayanlardan daha şerefli olduğunu fark ettim.
 Ve artık eminim ki söylenmemiş yalanlar, söylenmiş gerçeklerden her zaman daha tehlikelidir.
 Ve artık biliyorum ki bir gerçeği söyleyenin konuşmak için ikinci bir hakkı daha vardır.
 Ama bir yalanı söyleyenin konuşmak için ikinci bir hakkı yoktur.

Tarih tanıklık etmiştir ki; gerçeği meydana çıkarmak için yalan söyleyenler;
 yalanı meydana çıkarmak için gerçeği söyleyenlerden daha samimidir.
Çünkü bir yalanı söylemek bin defa düşünen insan, bin gerçeği söylemek için bir defa düşünen insandan daha cesurdur.
 Samimiyet cesaretin aynası, cesaret ise samimiyetin rüyasıdır.

Gerçeği söylerken hasis olan insanlardan kork, Zira onlar yalan söylerken oldukça cömert davranırlar.
 Çünkü bu Dünya onların cenneti, Tanrı’nın cenneti onların cehennemidir.
 Zira gerçeği arayan söyler, yalanı yarayan söyler.
Aranan ebededir. Yaşanan ezeldedir.

Seni üzen başkasını sevindiren yalanın affedilebilir.
 Seni sevindiren ama başkasını üzen yalanın asla affedilemez.
 Ama yine de bin bir yalan söyleyip, gönlünü hoş tutanı sakın dost sanma.
 Gerçek dostun söylediği bir gerçek ile seni bin bir derde salan kişidir.

Gerçeklerden kaçtığında Dünya’nın en büyük gerçeği ile karşılaşırsın; yalanın tuzağına düşmek.
Çünkü gerçekle yüzleşmek sorumluluklarını hatırlatır insana.
Sorumluluklarından yalan söyleyerek kaçmaya çalışanlar; en büyük sorumsuzluğa yakalandıklarını asla anlayamazlar.
 Bu sorumsuzluk onlara hep felaket getirir.
 Oysa yalansız bir Dünya gerçekleri ne kadar acımasız olursa olsun her zaman yaşanmaya değer.

Yalanla yanlışı ayırt ettiğinde gerçeğin en büyük doğru olduğunu anlayacaksın.
 Gerçek en büyük doğrudur.
 Çünkü yalan yanlışları saklamak için söylenir.
Yalanla yanlışı ayırt etmeyenler yalanın en büyük yanlış olduğunu fark bile etmez. Yalan yanlıştır.
 Ama yalan yanlışlardan sadece biridir.
 Ve yalan insanın en büyük yanlışıdır.
Bu gerçeği fark ettiği nokta insanın doğruluğunun doruğudur.

Yalanı dil söyler gerçeği akıl.
 Dil akılla terbiye edilebilir ama akıl dille ikaz dahi edilemez.,
 Varlığına yalanın hükmettiği insanların çok konuşması onların akıllı olduğunu ortaya koymaz.
 Tam aksine bu eksikliğin en eksi ve en eski çığlığıdır yaşamın ordinat düzleminde.
 Koordinatları birleştirdiğinizde ortaya çıkacak varlığın ucubeliğini ve garabetini yalanı söyleyen dahi tahayyül edemez.

Yalanın kiracısı olan gerçeğin ev sahibi olamaz.
 Yalan çoğuldur gerçek tekil.
Gerçeğin bütünlüğünde yalanın taksitleri yoktur.
O nedenle yalanla avunan gerçekle sevinemez.
 Ama yine de yalan söyleyince pişmanlık duyan, gerçeği söyleyince düşmanlık duymaz.
Bu duygu onu biraz rahatlatır.

Yalandan kaygı duyan gerçeğe saygı duyar.
 O saygı ruhu yüceltir.
O kaygı ruhu acınacak hale getirmekten korur.
 Onun için yalan katma aşına gerçek çıkar karşına. Bu nedenle yalan hiç ısınmadım gerçek her zaman sımsıcaktı….
 







10 AŞAMADA STRESİNİZİ YENİN
 
*-*-*-*-*-*-*-
 
Stresi kolayca yenebilmek için günlük hayatta uygulanacak 10 pratik öneri:

1- Doğru nefes almayı öğrenmelisiniz. Doğru nefes, ağır, derin ve sessiz olmalıdır. Nefes verirken gerginliğinizin kaybolup, vücudunuzun gevşediğini ve rahatladığını hissedin.

2- Günde 10–15 dakikalık düzenli fiziksel egzersiz stresinizi atar.

3- Yeterli ve dengeli beslenin. İdeal kilonuzu koruyun, aşırı yağ, şeker ve tuzdan kaçının. Yiyeceklerinizi küçük lokmalar halinde yavaş ve iyice çiğneyerek yiyin. Bol su için.

4- Akşam aynı saatlerde uyuyup, sabahta aynı saatlerde uyanmayı alışkanlık haline getirin.

5- Yatağa uyumak için yatın, sıkıntı, üzüntü, başarısızlık veya hataları yatakta düşünüp çözüm aramayın.


6- Gün içinde yaşadığınız güzel anlardan 5 tanesini tekrar hatırlayarak uykuya bu şekilde dalmayı çalışın.

7- Kendinizle olumlu diyaloglar kurun. Barışçı ve iyi niyetli olun.


8- Problemi saptayıp, küçük parçalara ayırın. Çözüm için seçenekleri belirleyin ve bir tanesini seçip uygulayın. Olumsuz bir sonuç çıkarsa başka seçenekleri deneyin umutsuzluğa kapılmayın mutlaka uygun bir çözüm vardır.

9- Stres yaratan durum veya durumları içinize atmayın, arkadaşlarınızla, bu sıkıntıları yakınlarınızla paylaşın.

10- Öfkeliyken ani kararlar vermeyin. Karar alırken soğukkanlı olun.
 
 




                                                            PANDÜL
 
 
 
Sarkaç birçok farklı amaç için kullanılabilir. Bunlardan bazıları yüksek bilinçle bağlantı kurarak sorularımıza yanıt alma, çakralardaki enerji dengesizliklerini tespit etme, Bir odadaki enerji dengesizliklerini tespit etme, çakraların dönüş yönlerindeki sorunları giderme, çakralardaki enerji dengesizliklerini gidermedir.
Sarkaç konusunda en çok sorulanlardan biri sarkacın hangi maddeden yapılması gerektiğidir. Malzemesi çok da önemli değildir. (Kuarst), cam, pirinç hatta ahşaptan yapılmış bir sarkaç kullanabilirsiniz.. Özellikle enerji çalışmaları için bu maddeler çok önemlidir, aksi halde sonuç alma şansınız fazla olmayacaktır. Ancak amacınız sadece yüksek bilinçle bağlantı kurup sorularınızın yanıtlarını almaksa cam bir sarkaç da işinize yarayacaktır. Hatta sadece bu amaçla yüzük gibi bazı nesnelere ip takıp sarkaç haline getirenlerde vardır. Eğer programı doğru yaparsanız bu yöntemde işe yarayabilir.

Sarkacınızı hangi amaçla kullanırsanız kullanın önce onu istediğiniz amaç doğrultusunda programlamalısınız. Yüksek bilinçle bağlantıya geçip sorularınıza yanıt almak için sarkacınızı şu şekilde programlayabilirsiniz. Öncelikle sarkacınızı sol elinize alın, bir süre elinizde ve ona sevgi enerjisi gönderin. Daha sonra sağ elinize alın ve ister içinizden ister sesli olarak ona "Artık yüksek bilincimle bağlantıya geçmen ve sorularıma yanıt vermen için seninle çalışmak istiyorum. Lütfen sorularıma kesin bir hareketle cevap ver" deyin. Bu sırada sarkacınıza bakın ve onun hareket etmesini bekleyin. Ancak onu yönlendirmemeye çalışın. İlk başta talimatlarınıza uymayabilir, hareketsiz kalabilir ancak bir süre sonra yavaş yavaş hareket etmeye başlayacak ve hareketi gittikçe hızlanacaktır. Eğer hareket etmiyorsa içinizden aynı şeyleri bir kaç kere daha tekrarlayın ve gerekirse siz onu düz bir çizgi şeklinde hareket ettirin ve bu hareket hayır anlamına geliyor deyin. İstediğiniz etkiyi elde ettikten sonra bu seferde bundan sonra bana cevabın evet ise daire şeklinde dön deyin ve aynı işlemi bu hareket içinde yapın.
Sarkacınızı ne kadar çok kullanırsanız aranızdaki bağ güçlenecek ve yüksek benliğinizden yanıt almanız o kadar kolay olacaktır. Ancak sarkacı kesinlikle başka bir amaç için kullanmayın. Ona kimsenin dokunmasına izin vermeyin. Özellikle kuvars bir sarkacınız varsa onu da zaman zaman kristal arıtır gibi arıtın. Onu özel bir yere koyun ve elinize aldığınız zaman sevgi enerjisi göndermeyi ihmal etmeyin.
Sarkacınızı kullanırken önce içinizden sorunuzu sorun ve düşüncelerinizle onu yönlendirmeyin. Eğer cevabın ne olmasını istediğinizi düşünürseniz sarkacı etkilersiniz ve size istediğiniz cevabı verir. Burada en önemli nokta dikkatinizi ona vermemeniz ve sorunuzu sorduktan sonra beyninizi boşaltmaya çalışmanızdır.
Sarkacınızı kendi düşüncelerinizle etkilemekten kaçının. Sarkacınızı ne kadar sık kullanırsanız o kadar kesin cevaplar alabilirsiniz. Sarkacınıza artık istediğiniz her soruyu sorabilir ve yanıtlar alabilirsiniz. Unutmayın yanıtı veren sarkacın kendisi değil, sadece yüksek beliğiniz ve sarkacınız yanıtı anlamanız için size elçilik yapıyor.
 
SARKAÇ – PANDÜL İLE İLGİLİ BİLGİLER
Sarkacın ucu; kristal, yarı değerli taş veya metal olur. Ahşap olanları da vardır. Sarkacın kullanılmadan önce mutlaka arındırılması ve programlanması gerekir.
Arındırma işlemi
Sarkacın bizim ile uyumlu programlama yapabilmesi için dünya üzerinde var olduğu andan elimize gelene dek geçirdiği evrede toplamış olduğu negatif bilgilerden arındırılması için bu işlem mutlaka yapılmalıdır.
Bulunabildiğince saf alkol alınır. Sarkaç zinciri ile birlikte, tümü alkolün içinde olmak üzere alkole batırılır. Saf alkolde bir saat beklemesi yeterlidir. Mümkün ise deniz tuzu, yok ise normal tuz kullanılır. Alkolden alınan sarkaç tuza koyulur ve sarkacın her yanı tuz ile ovulur.
Bir mücevher kutusu veya güzel bir torbanın içi ada çayı tütsüsüne tutulur. Sarkaç tuzdan alınıp, soğuk suyun altında iyice yıkandıktan sonra kurulanıp bu kutunun veya torbanın içine konulur.
Sarkacın programlanması
Sarkaç alınıp sakin bir yere çekilinir. Reiki kanalı açılır. Torbadaki taş elimizde veya önümüzdedir. Reiki elimizden akmaya başladıktan sonra, elimize sırası ile 3 ' 2 ' 1 sembolleri çizilir. Sarkaç avucumuz ile iyice kapatılır. Konsantre bir biçimde sarkaç ile muhabbet etmeye başlanır. Sarkaca bize göre neyin evet, neyin hayır olduğu iyice anlatılmalıdır. Örneğin: Dikey salınım evet; yatay salınım hayır veya soldan sağa daire şeklinde dönüş evet, sağdan sola daire şeklinde dönüş hayır gibi.
Sarkaç bu şekilde programlandıktan sonra bizim enerji alanımızla tam uyum sağlayabilmesi için yedi gün - yedi gece, gün içerisinde üzerimizde, gece yastığımızın altında olmak üzere bizimle olmalıdır.
Nerede kullanılır
* Çakra kontrolünde: Herhangi bir çakrada tıkanıklık olup olmadığını anlamak üzere çakranın üzerinde tutularak bakılır. Evet, programımıza uygun salınımda çakra açıktır, tersi durumunda kapalıdır.
* Kaybolan bir eşyanın bulunması için kullanılabilir Evin içinde mi kayboldu diye sorulabilir. Evet diyor ise elimizde sarkaçla odaları dolaşabilir, dolaplara tutabilir, burada mı diye sorabiliriz.
* İnsan anatomisi gösteren bir resim alınarak o resmin üzerinde sarkaç çeşitli yerlere tutulmak suretiyle herhangi bir kişinin sağlık sorunu hakkında bilgiler almak üzere sorular sorulabilir.
* Herhangi bir gıda maddesinin veya herhangi bir rengin üzerine tutularak, bunun bizim için yararlı olup olmadığı sorulabilir.
* Bir insanın bizimle ilgili düşüncelerinin pozitif veya negatif mi olduğu yolunda sorular sorulabilir.
* Bir mülk alırken veya kiralarken onun olumlu veya olumsuz mu olduğu, orada huzur bulup bulamayacağımız, oranın negatif ya da pozitif bir ortam mı olduğunu anlamak üzere sorular sorulabilir.
Dikkat edilmesi gereken hususlar
* Sarkacımızı birinin kullandığı yolunda kuşkuya kapılır isek; sarkacı yeniden arıtmamız ve programlamamız gerekir.
* Sarkaca abuk subuk sorular sorarak kötü ve anlamsız konularla uğraşmamız doğru değildir.
* Aynı soruyu defalarca, değişik cümlelerle sormayıp, sarkaç gerekli ve anlamlı yerlerde kullanılmalıdır.



 



 
  copyrightBYsabo  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
doktor-reiki.tr.gg